Kitaptan:
Bundan 134 yıl önce Sarız’da yaşayan insanlar da tıpkı Yörükler gibi Sarız’dan Çukurova’ya kışlamak için göçerlerdi. Yerleşik düzene geçtikten sonra bu Çukurova’ya konma- göçme işinden vaz geçtiler, Ama kimi ailelerin Çukurova tutkusundan olacak yine de Çukurova’da kışlamaya devam etmişlerdi.
İşte ben, böyle bir coğrafyada, böyle bir toplumda Sarız ilçesinin Karayurt köyünde doğmuşum. Annem doğduğum yılı pek anımsamıyor. Zaten okur yazarlığı da yoktu. Annemin babası, yani dedem Molla Yusuf, Kayseri’nin Ulu Cami yanında bulunan Melik Gazi Medresesi’nde okumuş, seferberlik ilan edilince de doğu cephesine gönderilmiş, orada hastalanarak şehit olmuş. O tarihte annem üç aylık bir bebekmiş, Yetim kaldığından okul yüzü de görmemiş. Hoş, o tarihte Anadolu köylerinin hemen hepsi bu durumdaydı.
Annem, doğduğum yıl olarak, 1936-38 olabilir diyor. Utanarak da “Güz günüydü, Aydınlılar (Yörükler) Çukurova’ya göçüyordu” sözünü sık sık yineliyor. “Şar’dan Esma Karı diye biri gelmişti, göbeğini de o kesmişti” sözünü eklemeyi de ihmal etmezdi. Bu hesaba göre, anlaşılan kasım ayının ortalarında doğmuşum. Ama nüfus cüzdanıma 1934 olarak yazılmış. Amcam Hasan da 1934 doğumluydu, askere birlikte gitsinler diye böyle denk düşürmüş olmalılar.
Ezan okunarak bir de ad koymuşlar: Ahmet. Uzak dedelerimden birinin adı da Ahmet’miş. Benim adımı o Ahmet’i anımsatmak için koymamışlar. Bu Ahmet başka bir Ahmet. Şöyle anlatırlar …………….