Önsözden:

           Çukurova, bereketli topraklarının yanında, aynı zamanda Orta Asya’dan kopup gelen  Türkmen oymaklarının yarattığı  kültürün de gelişip boy attığı yerdir. Bu yörede yaşayan Ceritler, Avşarlar, Tecirliler, Bozdoğanlar Gökvelioğulları, Menemen-cioğulları, Mürseloğulları, Sarıkeçililer, Karakoyunlular, Horzumlular ve Farsaklar gibi çok sayıdaki Türkmen toplulukları ortak bir kültürün yaratıcılarıdır.

            1950’li yıllardan önce bütün bu Türkmen toplulukları aynı doğada, aynı gökkubbe altında aynı kaderi paylaşmışlar, tıpkı arılar gibi çalışarak yaşama biçimlerini bir kültür kovanında harmanlayarak günümüze ulaştırmışlardır.

                     * * *

             Adı geçen bu ozanlardan ve yazarlardan başka adı sanı hiç duyulmamış ya da az duyulmuş daha nice başka ozanlar da vardır. Bu ozanlar Çukurova Türkmenleri’nin içinde onlarla aynı kaderi paylaşarak yaşamışlardır. Toplumsal yaşamın gereği olan önemli günlerde, söz gelişi bayramlarda, düğünlerde, kavgalarda, kötü günlerde birlikte olmuşlardır.   

          O bakımdan bu ozanlar aynı zamanda çağının tanıkları sayılırlar. Biz, geçmişi onların söyledikleri öykülü şiirlerden de öğreniriz. Onların söyledikleri öykülü şiirler, türküler ister kendi başlarından geçmiş bir olayı anlatmış olsunlar, isterse başkalarının başından geçmiş bir olayı, bunları okuduğumuzda, o şiirleri hep bizimmiş gibi duyar, bizimmiş gibi algılarız.

             Öykülü şiirlerde ozan kimi zaman bir güzele aşkını, kimi zaman derdini, sevincini anlatır. Feleğe kahretme, düşmana beddua, dosta sitem, aklın almadığı, içinden çıkılamayan olaylarda da Tanrı’ya sığınma ve atışmalar öykülü şiirlerin başlıca konuları arasında yer alır. Bu şiirler, belirli ezgiler içinde söylendiğinden aynı zamanda türkü olarak da adlandırılır.

               *   *   *

Kitaptan:

Izgınlıoğlu’ndan Bir Şiir:

Karısı Fadime öldükten yedi yıl sonra Ali Kozan bu şiiri (türküyü) söylüyor:

Her nereye varsam buluyor kader         

Ellik ellik sürülmez ki süresin

Ya bir şişe değil ya da bir fincan

Taşa çalıp kırılmaz ki kırasın

 

Noldu bire gönül bu sana noldu

Sayarım günleri yedi yıl oldu

Kuzular ananızı göresim geldi

Hiçbir gelen yok ki haber alasın

 

Kadir Mevlâm ateş attı özüme 

Doya doya sık bakmazdım yüzüne

Topraklar mı doldu ela gözüne

Açıp lahtin görülmez ki göresin

 

Firaktan da deli gönlüm firaktan

Akıl almaz gözüm görmez yıraktan

Olanca derdimiz bunca yürekten

Sargı tutup sarılmaz ki sarasın              

 

Izgınlıoğlum der de edek minneti

Al abdesti terk eyleme sünneti

Kadir Mevlâm kısmet eyle cenneti

Rüşvet verip girilmez ki giresin.

Scroll to Top